|
Â
Â
Â
Değerli bansiad üyeleri haziran ayı olağan toplantımıza hoş geldiniz.Bu toplantıyı aramızda gerçekleştirmekteki, sebep sizlere yapılan çalışmalar hakkında bilgi aktarmak ve görüşlerinizi almaktır.
1 Üniversite şehri olabilme yolundaki çalışmalarımız devam etmektedir.Geçtiğimiz ay TBMM de yaptığım görüşmelerde Millet vekilimiz Cemal Öztaylan ile birlikte 60.hükümette başbakan yardımcısı olan Prof.Dr Nazım Ekrem ile Bandırma için yapabileceklerimiz konusunda fikir alış verişinde bulundum.Kendisini fakültemizin Üniversiteye dönüştürülmesi konusunda bizlere destek vermesi için şehrimize davet ettim.Bu konu ile ilgili olarak bir bilgilendirme toplantısı düzenlemeye karar verdik.Tarih ve yer bilgisi siz değerli üyelerimize daha sonra bildirilecektir.
Â
Bu arada üniversitenin şehrimizde kurulabilmesiyle ilgili çevre ilçelerin yani Gönen,Susurluk,Erdeğinde bizleri desteklemesi için gerekli çalışmaları ve kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarının başlatılması gerekmektedir.
2 09.09.2010 günü yaşadığımız sel felaketinden sonra yapılan toplantılar neticesinde DSİ ve Karayolları bölgemizde çalışmalar başladı.DSİ’nin dere yataklarının temizliği ve genişletme çalışmalarının ardından,Bandırma çevreyolu üzerindeki menfez çalışmaları Karayolları tarafından devam edilmektedir.Fakat yapılan çalışmaların gerektiğinden yavaş devam ettiği hepimiz tarafından gözlenmektedir.Yaz ayları,okulların tatil olması ve turizm sezonun başlaması sebebiyle çalışmaları devam eden çevre yolu üzerinde trafik yoğunluğu her geçen gün artmaktadır.Bu konu ile ilgili gerekli hassasiyetin gösterilmesini sağlamak amacı ile yaptığımız görüşmeler devam etmektedir.Ayrıca yine bu bölge üzerinde yeni otogarımızın hizmete girmesi sonucu geçici olarak kullanılan güzergahta ciddi anlamda deforme olmuştur.Bir an önce nihai güzergah hizmete açılmalı ve deforme olan yollar onarılmalıdır.
Â

Â
Bahsettiğimiz lokal sorunlarımızın dışında,geçen sene tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı krizin etkilerini azaltmaya başladığı bir döneme girdik. Ancak tedbiri elden bırakma yanlışlığına kapılmamalıyız.Bugün Yunanistan, İspanya gibi AB ülkelerine bakınca görüyoruz ki Avrupa Birliği üyesi olmak, hatta Euro bölgesi ülkesi olmak bile, krizi kolay atlatmaya yetmiyor. Euro’nun düştüğü zafiyet, bu durumun açık göstergesi.
Buna karşılık görüyoruz ki kriz Çin ve Hindistan gibi bazı ülkeleri nispeten daha az etkilemiş.
Â
Bu kriz sanki, eski düzenin bittiğinin, zengin batı ülkelerinin dünya ekonomisinden aldığı payın zaman içerisinde küçüleceğinin, dünyada yeni bir dengenin oluşacağının işareti oldu. IMF verilerine göre, 2000’li yıllarının başında gelişmiş ülkelerin dünya ekonomisindeki payı %50’ydi. Bazı ekonomistler bu payın önümüzdeki on sene içinde %30’a gerileyeceğini öngörüyor. Böylesi bir rakamsal değişim, sadece dünya ekonomisinde değil, dünya siyasetinde de dengelerin değişeceği anlamına geliyor.
Â
Dünyadaki bu yeni dengeler Türkiye’yi de ekonomik ve siyasi açıdan etkileyecek. Son zamanlarda yaşanan hassas gelişmelere bir kez daha dikkatinizi çekmek isterim. Mavi Marmara gemisinin yola çıkışıyla başlayan olaylar dizisi İsrail ve Türkiye arasında bir süre önce başlamış olan gerilimin daha da artmasına, buna karşılık, Türkiye’nin Ortadoğu halkları arasındaki popülaritesinin de her geçen gün yükselmesine neden oldu. Bu günlerde batı, Türkiye’de eksen kayması var mı yok mu diye tartışıyor, Türkiye’ye karşı politikalarını gözden geçiriyorlar. Radikal görüşte olanlar Türk tarafını suçlarken, ılımlılar, AB ülkelerinin yıllardır Türkiye’ye karşı uyguladıkları politika ile hata yapıp yapmadıklarını sorguluyorlar.
Â
Her durumda kesin olan bir şey varsa, dünyada değişen güç dengeleri arasında Türkiye kendine yeni bir yer arıyor ve yeni roller üstlenmeye yönelik davranıyor. Bu oyunun riskli olduğunu, işi şansa bırakmadan, popülizme kaymadan, kitlelerin oylarına yönelik söylemler yerine uzun vadeli vizyon ile, akılcı tavır içinde olmamız gerektiğinin altını çizmek isterim. Evet, tarih, paradigma değişimi yapamadıkları için yeryüzünden silinen devletlerin hikayelerini anlatır. Ama unutmayalım, paradigma değiştirmek adına yanlış adımlar atıp çöken, yok olan devletler de az değildir. Bu gerçekleri, iktidarıyla, muhalefetiyle, asker sivil bürokratıyla, medyasıyla, sokaktaki adam ile herkes iyi değerlendirmelidir.
Değerli Bansiad üyeleri
Â
Türkiye 2001 yılından bu yana ekonomisini güçlendirmek doğrultusunda çok önemli kazanımlar elde etti. Bazı ekonomik reformların gerçekleştirilmesi, temel ekonomik rakamların da düzelmesiyle sonuçlandı. Eğer ülkemiz bu büyük krizi bu kadar az hasarla atlatabildiyse, bunda zamanında yapılmış reformların etkisi de çok büyüktür. Ancak maalesef ülke ekonomisinin belkemiğini oluşturan KOBİ’ler bu krizden büyük yaralar alarak çıktılar. KOBİ’lerin yaralarını sarmak için atılacak adımlar bir başka sorunumuza, işsizlikle mücadele ve daha fazla istihdam yaratmaya da katkı sağlayacaktır.
Â
Sizlerin de basından izlediği gibi, hükümet bir istihdam stratejisi üzerinde çalışıyor.Özellikle genç ve kadın istihdamının teşvik edilmesi için kıdem tazminatı ve iş güvencesi yasalarında getirilebilecek esneklikler,mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve KOBİ’lerin Ar-Ge ve istihdam kapasitelerinin geliştirilmesi konularında yenilikçi çözümler sunmaları durumunda,inanıyorum ki Türkiye önümüzdeki yıllarda istihdam yaratma kapasitesini artırmayı başaracaktır.
Â

Â
Â
Yeni dönemde küresel dinamikler değişirken, Türkiye’de de ekonomi kendini yenileyecek, yeni sektörler önem kazanacak. Üretimde, tüketimde ve finansman mekanizmalarında meydana gelecek bu değişimler, ister istemez bizim şirketlerimizi de değişmeye zorlayacak. Bu degişim önemli bir yapılanmayı, KOBİ’lerin yeniden yapılanmasını gündeme getirecek. Bu anlamda, kriz hayırlı bir dönüşüme yol açabilir. Tabii bizler işaretleri doğru okuyup, doğru hareket edersek.
Â
Yeni dünya düzeninde doğru hareket edilmesine destek olmak adına Türkonfed ve biz yeni bir araştırma üzerinde çalışıyoruz. Biliyorsunuz Türkiye’de 26 kalkınma bölgesi belirlendi. Bu bölgelerin her birinde kurulmuş olan yerel Kalkınma Ajansları, bölgelerin nabzını daha iyi tutabilecek, dolayısıyla kaynakların ve teşviklerin çok daha bilinçli uygulanmasını, geçmişteki yanlışların tekrarlanmamasını sağlayacak.
Kalkınma ajansları bölgelerarası gelişmişlik farklarını gidermek, az gelişmiş bölgelerin kalkınmasını sağlamak ve sürdürülebilir gelişmeyi sağlamak amacıyla oluşturuldu. Amaç, Avrupa Birliği’nin senelerdir başarıyla uyguladıkları bölgesel kalkınma politikalarının ülkemizde uygulanmasının sağlanmasıdır.
Â
Türkiye sanayici ve iş adamları derneği ile Türk girişim ve iş dünyası konfederasyonun Anadolu da iş dünyası ve kalkınma ajansları arasında işbirliğini ele alacak ‘Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasını rolü’ toplantılarının ilki 24 mayıs ta Gaziantep de başlamıştır.Kalkınma ajansları ile iş dünyasının gönüllü temsil örgütleri arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi hedefleyen toplantılar kapsamında bölgenin iş insanları ile kalkınma,yerel ihtiyaçlar ve öncelikli proje alanları değerlendirilecektir.Daha sonra Karadeniz,İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde gerçekleşecek dört toplantı planlanmaktadır.
Bu bağlamda bizler Güney Marmara Kalkınma ajansı içerisinde yapabileceklerimizin planını oluşturmalı ve Kasım ayında yapılacak olan toplantıya Bansiad olarak hazırlıklı gitmeliyiz ki Kalkınma stratejileri oluşturulurken yerel bilgilerin değerlendirilmesini ve bölgedeki beklentilerin karşılanmasını sağlamalıyız.
Â
Sözlerime burada son verirken değerli zamanınızı bana ayırdığınız için teşekkür eder hepinizi saygı ile selamlarım.
Â
Â
Â
Â
|